
Uzun adıyla Seyyid Hâmid Badincani’nin yeni bulunmuş metinlerinden Don Quijote’nin Üçüncü Cildi 2014 yılının Şubat ayında yayımlandı. Yitik Ülke Yayınları tarafından yayımlanan kitap Miguel Cervantes Saavedra’nın bıraktığı yerden Don Quijote’yi alıyor ve ona yeni bir macera kurguluyor.
Kitap Cervantes öldükten sonra Seyyid Hâmid Badincani yazmayı bıraktı mı? sorusuyla başlıyor ve bu soru tıpkı 1605 ve 1615 yılları arasında yazalın Don Quijote maceraları gibi yeni bir maceranın yolunu açıyor.
Kitap Ferhat Uludere’nin üçüncü romanı olmasına karşın Türkçe edebiyatın postmodern roman örneklerinin başında geliyor. Sabit Fikir dergisinden Burcu Bayer kitabın yayımlandığı dönemde yazdığı yazıda “Roman anlatısı olarak başlayıp tiyatro formuna dönen, hatta bunların bir kısmının da anlatıcının yazdığını bildiğimiz bu -sözde- üçüncü cilt, türler arası geçişlerle de, post-modernliğinin altını çiziyor. Bu hâliyle, romanın ders kitaplarına girecek bir post-modern metin örneği olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.” diyerek tanımlamıştı kitabı.
Kitaptaki kahramanımız bulduğu el yazmalarının Seyyid Hâmid Badincani’ye ait olduğunu söylüyor.
Seyyid Hâmid Badincani, bu elyazmalarından edebiyat tarihini alt üst edecek gerçekleri yazıyor.
Coşkun Ermiş’in Oğuz Atay’ın Oyunlarla Yaşayanlar adlı piyesinin, Oblomov’un ise Gonçarov imzası taşıyan romanın sonunda öldüğünü biliyor olabilirsiniz. Ama o onların ölmediğini söylüyor!.. Mesela, bu zamana kadar Godot’yu bekleyenlerin sadece Vladimir ve Estragon olduğu söylendi… Seyyid Hâmid Badincani buna da itiraz ediyor. “Hayır!” diyor… “Biri daha vardı…” Vladimir ile Estragon’un şöhretinin gölgesinde kalmış biri… Hatta o, Vladimir ile Estragon’dan daha uzun süre Godot’yu bekledi…
Ve Seyyid Hâmid Badincani bununla da kalmıyor; Godot’nun kim olduğunu açıklıyor!
Kitap, Oblomov ile Coşkun Ermiş’in; Zahar ile Sancho’nun; Don Quijote ile Godot’nun buluşması ve daha fazlası anlatıyor.


Bir yanıt yazın