
Jorge Luis Borges Biri Düşleyecek başlıklı hikayesine şöyle başlıyor; “Çözülemeyen gelecek ne düşleyecek? Alonso Quijano’nun köyünü ve kitaplarını terk etmeden Don Quijote olabileceğini düşleyecek…” böyle bir şey olanaksız elbette, ama bu sadece bir düş ve bir Borges öyküsü olarak düşleniyor. Don Quijote de bir düş, İspanyol askerin, samandan yatak üzerinde, Osmanlı zindanlarında kurmaya başladığı bir düş. Kralı…

Her kitabın bir şarkısı vardır ve her öykü bir müzikle yazılır. Hatta bir kitabı sevip sevmemenin tek nedeni bazen onun ritmi olur. Kelimelerin ahengi size yakalayıp içine almazsa kitabın da bir lezzeti kalmaz. Ritmin akışına kapıldıysanız eğer müziği de duymaya başlarsınız. İyi roman iyi bir müzik demektir… Bu bağlamda bakarsak Boris Vian’ın en önemli yapıtlarından…

2005 yılının şubat ayında bir adam kararını vermişti. Bir süredir aynı şeyi düşünüyordu; hayatta yaşabilecek her şeyi yaşadığını ve bu hayattan ayrılmanın vakti geldiğini… Sıradan bir adamın “hayatta her şeyi yaşadım, bundan sonra yaşanan hiçbir şey beni heyecanlandırmaz” demesi elbette komik bir durumdur, ama mevzu Hunter S. Thompson’sa insan onun her şeyin biraz daha fazlasını…

Don İsidro Parodi’nin kaldığı hücrenin kapısı alışkın olmadığı bir saatte açıldı. Uzun bir zamandır alışmıştı o kapının sadece belirli saatlerde temel ihtiyaçlar için açılmasına, bunun dışında sağdan soldan gelen herhangi bir çıtırdı durağan hayatı için bir sürprizdi. Kapıdaki gardiyanların yanındaki tıraşı uzamış genç, daha son iki taksitini ödemediği pahalı takım elbisesiyle karşısında duruyordu. Mollanari adında…

“Gülümsemeye çalışıyorumBana bakan intikama rağmenSenin domates suyun her yanıma bulaşmışParamparça bir adamsınUnutmaya çalışıyorumÖlümünün kokusunu bileHala burnumdaŞimdi daha çok sorunum varTüm parçaların elimde…” Bu dizeleri yazan adam 1978 yılına kadar oldukça sıradan biriydi. Asosyal, silik, ezik ve toplumla çok yakın ilişki kuramazdı, içine kapanıktı. Ama 1978 yılında bambaşka biri oldu, artık kendini o da tanıyamıyordu. Üç…

Havari Luka İncil’de İsa’nın çarmıha gerilmek için Golgota’ya götürülüşünü şöyle anlatıyor: “Askerler İsa’yı götürürken, kırdan gelmekte olan Simun adında Kireneli bir adamı yakaladılar, çarmıhı sırtına yükleyip İsa’nın arkasından yürüttüler. Büyük bir halk topluluğu da İsa’nın ardından gidiyordu. Aralarında İsa için dövünüp ağıt yakan kadınlar vardı. İsa bu kadınlara dönerek, ‘Ey Kudüs kızları, benim için ağlamayın’…

Geçtiğimiz yüzyılın başında sadece Fransa’nın değil tüm dünyanın en önemli yazarlarından Andre Gide, posta kutusuna gelen mektupları alıp çalışma odasına gittiğinde neyle karşılaşacağını henüz tam olarak bilmiyordu. Genç yazarların şiirleri, hayran mektupları ve kınama yazıları ardından kendinden küçük olmasına karşın arkadaşı olan Arthur Cravan’ın kısa mektubuyla karşılaştı. “Sayın Gide, rahatsız ettim ama boksu edebiyata yeğlediğimi…

Seksenli yılların başında tek kanallı ve karıncalı televizyon görüntülerinden sıkılmış hali vakti yerinde ailelerin yepyeni bir gözdesi olmuştu; videolar… Başta herkesin evine giremeyen bu görüntü oynatma cihazı kısa zamanda büyük bir ihtiyaç halini almıştı. Evlerde televizyon üstüne konan dantellerin eşleri video için örülürken neredeyse her mahalleye bir videokaset dükkanı açılıyordu. Sinema sektörü artık videokasetlerle başlayan…